A.Uğur Olgar Web Sitesi
   

free web counter
free web counter

Yürüdükçe uçurum yarılır önümde, uçarım kuşlara, kelebeklere ölürüm. / A.Uğur Olgar
____________________________________________________

Şiir, kör bir martının dev bir transatlantiğe çarpıp batırmasıdır. Oluşan anaforda çırpına çırpına ölen şairlerdir hep. [Tan Edebiyat dergisinin 2. sayısında yayınlandı] Ucu bucağı olmayan bir flamingoyum bugün. Su kaçıyor ben kovalıyorum, bir yakalarsam her yer deniz. Bir yanım acı nakışlı, bir yanım sancı kışlı... Diyorum ki; yokluğun her şeyden suçlu! İyi şiir yazmak, cehennemde bir damla su bulmakla eşdeğerdir. Onun için yanık şair ölüleri ile doludur Encümen-i Şüerâ! Şiir, buğday yanaklı kızların fuşya dudaklarına kondurulan hasat öpücüğüdür. Böbürlenme akşam, senden karanlık gece var. Kamelyaları küstüren, gündoğumlarında atılmaya hükümlü kara çarşaf. İmge kömür tedirginliğinde bugün. Birazdan yanacağını biliyor, iyi bir şiire kül köle olacağını. Siyah kâğıtlara beyaz kalemlerle yazmak istiyorum. Belki de aydınlığın değerini daha çok anlarız o zaman! Aşık kadın; bitmez tükenmez bir kitap, aşık erkek ise bu kitabın şirazesidir! Şiir, denize sevdalı bir ırmağın yatağını ıslata ıslata koşmasıdır. Sevdiğine vuslat sürecinde çırılçıplak ve utanmazdır üstelik. Şiir, seviştikten sonra erkeğini yiyen peygamber devesinin duyduğu pişmanlıktır. Şiir, güz mevsiminin kınalı söğüt yaprağından toprağa sızmasıdır. Şair, sırt çantasında sözcük ve imge malzemeleri taşıyan bir askerdir. Mayınlara basa basa, kendini parçalata parçalata yazar dizelerini. Şiir, akıntıya karşı yüzen somon balığıdır. Yazın nehrinin binlerce kilometrelik döl yatağında, kaynağına varmak, varınca da tohumlarını bırakmak için çabalar durur. Sonrasında imgeden olma, şiirden doğma bir sürü şiircik üşüşür belleklerimize... Şiir, yazevimin balkonundan bahçeye bakarken gördüğüm bahçıvanın japon gülü ağacı dibindeki ayrık otlarını temizlerken tırnak aralarına dolan küskün topraktır. Çünkü toprak yerinden yurdundan edildiğinde hep küser, bir şiire konuk olma pahasına. Şiir, bir kum saatidir. Çevrildikçe, saati dolduran kumdaki yengeç ayak izlerini, burçlu kuleli kaleler yapmış çocukların deniz rengi gülüşlerini hapseder zamana... Şiir yazmak, İstanbul Boğazı kıyılarında yüzmeye benzer, ama biraz açılırsan akıntıya kapılıp boğulma tehlikesi vardır. Anlamsızlığı affetmez Boğaz, bu yüzden anlamsızlık girdabına girmemeye, kıyıdan fazla uzaklaşmamaya, ayağını yere sağlam basmaya dikkat etmelidir şair. Aşk, akıntıya karşı yüzen somon balığıdır. Sevda nehrinin binlerce kilometrelik döl yatağında, kaynağına varmak, varınca da tohumlarını bırakmak için çabalar durur. Sonrasında sabırdan olma, hasretten doğma bir sürü anı-çocuk üşüşür belleklerimize... Bana karpuz çatlatan soğuk sularından bakma dost, ellerin sıcak olsun da gel kopar yüreğimi... ne hayatlar taşıyor sular bilinmez denizlere, usulca taşıyor geride kalanların sabrı... Cırcır böceklerini, carcar böceklerine (politikacılara) tercih ederim. Ne güzeldir çocukluk arkadaşına kavuşmak. Temmuz güneşinde bir ıhlamur ağacının altına sığınmak gibi! Dünya Şiir Günü Bildirisi: Şiir, kelebek gibi uçmalı, arı gibi sokmalı, akrep gibi yüreğinden zehirlemelidir. Şiirin panzehiri yine şiirdir. Eski tüfek saçma'ladı. Edebiyat delik deşik… Kement attım, yakalayamadım kuyruklu yıldızı, ama kuyruğunu bıraktı kaçarken Viking gemisi önündeki ejderha başı olmak istiyorum, tüm kötülere, tiranlara, oligarklara ateş püskürmek için Çıkmaz sokakları sevmiyorum. Sokak dediğin caddeye çıkmalı, uzamalı ve ayakkabı eskitmeli... Sivrisinek olsam, fesleğenden kaçmazdım. Akdeniz kokan bir sivrisinek olmak ne güzel! Öyle bir tütüyorsun ki gözümde, kaç gültablası doldu boşaldı saymadım.

   

haberler haberler - Toplist
Linkcenneti.net | Site Ekle | Firma Ekle

"A.Uğur Olgar" Web Sitesinin tüm yasal hakları mahfuzdur, iktibas edilemez.