GRAFİTİ

biliyorsun seni hiç götüremedim gülhane parkına
genç olup da, adını ağaç kabuğuna kazıdıktan sonra
öpemedim çakımın kabzasını
ben hep ihtiyardım

bir ucundan senin tuttuğun aşkın
öteki ucundan da ben.. isterdim elbette
ama hiç ellerim olmadı ki 
tutamadan hep koptu halat

sana şarkılar söylemek
içinden "ay" geçen besteler yapmak için 
neler vermezdim, hatta ölebilirdim kaç kere kaç
ama benim hiç dillerim olmadı ki
"ay" hiç parlamadı ki gitarımın üstüne

çaydanlığın ağzından buğulanıp çıkmayı
tabii ki çok isterdim, yapışmayı her sabah
evden çıkmadan önce baktığın el aynana
ama benim  kendime ait bir kendim yok ki
sıvı(la)şarak gökyüzüne kaçacak
yağmurla inecek sonra
ayakkabının bıraktığı izleri
dolduracak

yine biliyorsun ki, ranga guru olup da
senin bir resmini çizemedim ebemkuşağına
ama benim gören gözlerim olmadı ki, renkleri
kalp yordamıyla tanıdım hep 
güneşe giden gemideki tayf(a) başkaldırdı
ne zaman beyaza öykünsem

bakarsın bir gün
bluzundaki düşmüş düğmenin yerine dikilirim
belki de iğne-iplik olurum o düğmeye
seni düşündükçe, özledikçe yokluğundan..

grafitilere en çok aşkın yüzü yakışır eğri de olsa..

A.Uğur Olgar

[ Tay, Sayı: 122 - İda Körfez Fanzin, Sayı. 16 ] 

  
                  







şiirlik / AnaSayfa